Yarın gelirin dursa, bugün elindeki nakitle yaşamının kaç ayını ödeyebilirdin?
Bu bir söz oyunu değil. Bir ölçü.
Öngörülemez bir olay, bir hastalık, iki sözleşme arasındaki geçiş, serbest çalışan için faturasız bir ay: yaşamın, her ay sana maaşı getiren akışı kesmenin pek çok yolu var. Bu olduğunda iki olası yanıtın var.
Birincisi bir duygu: hallederim, sanırım. Bir süre. İkincisi bir sayı: başka hiçbir şeye dokunmadan beş ay hallederim.
İki yanıt arasında bir dünya fark var. Sonraki haftalarda aldığın kararlar farklı oluyor. Onları alırken taşıdığın sakinlik de.
O ikinci yanıt — sayı — aylık karşılık. Gemi mevkiinin dört ölçüsünden üçüncüsü ve o ana yazı dördünü birlikte anlatıyor.
Ve hepsinden çok sakinlik üreten ölçü. Ne kadar zengin olduğunu anlatmıyor. Ne kadar rahat uyuyabileceğini anlatıyor.
Aylık karşılık nedir
Denklem çok basit:
Bugün elindeki nakit ÷ aylık sabit giderler = özerklik ayı.
Bir örnek verelim. Maria'nın vadesiz hesabında 9.000 € var, elinin altında başka para yok. Sabit giderleri — kira, faturalar, market, sigorta, internet — ayda 1.800 € tutuyor.
Karşılığı: 9.000 ÷ 1.800 = 5 ay.
Beş ay, Maria'nın tek euro gelir olmadan, hiçbir şey satmadan, kredi istemeden geçebileceği süre. Rahat uyuyarak.
"Hesabımda 9.000 € var" ile "5 aylık karşılığım var" arasında önemli bir fark var. Birincisi bir miktar. İkincisi bir oran. Yalnızca ikincisi bir şey anlatıyor.
Aynı bakiyeye sahip iki kişiyi düşün: 30.000 € nakit.
Birincinin sabit gideri ayda 5.000 €: karşılığı topu topu 6 ay.
İkincinin sabit gideri ayda 1.500 €: karşılığı 20 ay.
Bankada aynı sayı, bambaşka bir durum. Birincisi yeterli bir konumda, fazlası değil. İkincisinin kocaman bir yastığı var — büyük olasılıkla fazla büyük (az sonra döneceğiz).
Hesap bakiyesi, sabit giderlerle oranı olmadan hiçbir şey söylemiyor. Anlam arayan bir sayı. Aylık karşılık ona o anlamı veriyor.
"Nakit" neyi sayar
Nakit belirli bir şey demek: başka bir şey satmadan 24 saat içinde kullanabileceğin para.
Kalem kalem görelim.
Evet, nakittir: vadesiz hesap, serbest mevduat hesabı (istediğinde çektiğin), eldeki para, görünürde likit para piyasası fonları — çok ihtiyatlı ürünler, çok kısa vadeli kâğıtlara yatırım yapar ve birkaç gün içinde cezasız çıkılır — ve kısa vadeli devlet tahvilleri, İtalya'da BOT, Buoni Ordinari del Tesoro.
Hayır, nakit değildir: hisse ETF'leri, on yıllık devlet tahvilleri, uzun vadeli tahviller, gayrimenkuller, kapalı fonlar, araba, sanat yapıtları.
Bunların hepsinin bir değeri var. Bazıları hızla satılabilir bile. Ama acil durumda yanlış anda, düşükten satma riski var — durumu daha kötüye götürerek.
Somut bir örnek. ETF'lerde 10.000 € var. Kâğıt üzerinde 10.000 €. Yarın öngörülemez bir şey oluyor ve 48 saatte paraya çevirmen gerekiyor. Bulduğun ilk fiyattan satıyorsun, belki kötü bir günde, ve eve 8.000 götürüyorsun.
O ETF 10.000 € karşılık değildi. 8.000'di. Fark, aceleciliğin bedeli.
Aynısı ev için, gayrimenkul fonu için, mirastan gelen tablo için geçerli. Varlığında var olan, ama başka bir işe yarayan mallar — kısa vadeli öngörülemez bir olaya karşı seni korumaya değil.
Dürüst ara durumlar da var. Altı ay bağlı, çıkışta cezalı mevduat: teknik olarak paraya çevrilebilir, ama bir maliyetle. Cashfulness kullananların çoğu için, pratikte, onu karşılığa saymam. Cezayı huzurun bedeli olarak kabul etmeye hazırsan, o zaman evet — ama bu bilinçli bir seçim, kendiliğinden bir dahil etme değil.
Orta-uzun vadeli hisse ve tahviller için de aynı: Cashfulness kullananların bazıları onları nakde koyuyor, çünkü her gün "fiyat oluşturuyorlar" ve bu yüzden hızla paraya çevrilebiliyorlar.
Kötü sattığın için para kaybedebilirsin, ama onları her hâlükârda kullanılabilir paraya çevirmenin kesinliği de küçümsenmemeli.
Bir ev ise birkaç günde satılmaz, çünkü en iyi durumda bile alıcı bulmak uzun bir süreç (ilanın yayılması, gezmeler, pazarlık, ön sözleşme, tapu...).
Bütün bu nakit / nakit değil ayrımı, başka bir ayrımın yanında duruyor: Varlık+ ile Varlık− ayrımı. Burada yalnızca hemen erişilebilirlikten söz ediyoruz, malın niteliğinden değil.
"Aylık sabit giderler" nasıl hesaplanır
Kesrin öteki yanı: paydaya ne koyuyorsun?
Sabit giderler, yarın gelirin dursa da var olmaya devam edenler. Denetleme sorusu basit: bir ay hiç çalışmasam, bu gideri yine ödemem gerekir miydi?
Yanıt evetse, sabit bir gider. Hayırsa — ya da "yarın büyük sonuç doğurmadan kesebilirdim" ise — değişken bir gider.
Sabit: kira ya da konut kredisi taksiti, temel faturalar (elektrik, doğal gaz, su, aidat), gerçekçi bir en düşük düzeyde gıda alışverişi, zorunlu sigortalar, imzalanmış araba ya da beyaz eşya taksitleri, gerekli abonelikler (temel telefon, temel internet, düzenli aldığın ilaçlar).
Değişken: restoranlar, tatiller, fazladan giysi, spor salonu, dijital yayın, dergiler, armağanlar, hobiler.
Gıda gideri üzerine önemli bir not. Sıfır değil — yemeyi bırakamazsın. Ama şimdiki düzey de değil, çünkü o büyük olasılıkla gereksiz şeyler içeriyor.
Bu, onurlu geçim düzeyi: gelirsiz bir ay boyunca iyi ama fazlasız beslenmen için gereken sayı. O sayıyı şimdi belirle, kabaca da olsa, ve onu kullan.
Yöntem önerisi: dürüst aylık karşılık sabit giderler + geçim gıdası üzerinden hesaplanır, şimdiki yaşam düzeyi üzerinden değil.
Şimdiki yaşam düzeyi üzerinden hesaplarsan çıkan sayı fazla büyük olur ve seni korkutur. Ve işlevini yitirir; işlevi sana bir yön vermek, bir yük olmak değil.
Neden üç ay
Bütün Anglosakson düşünce okulları — acil durum fonunun Amerikan geleneği — altı, dokuz, on iki aylık karşılık öneriyor. Biz farklı bir çizgi öneriyoruz.
Üç ay, geliri istikrarlı olan için en düşük başlangıç eşiği: belirsiz süreli çalışan, emekli.
Bu, durumların büyük çoğunluğunda gerçek öngörülemez olayların çözüldüğü süre. Aynı sektörde yeni bir iş bulmak. Seni yatağa düşüren bir hastalıktan toparlanmak. Evde ya da arabada önemli bir tamiri halletmek.
Gelir oynaksa altı ay: serbest çalışan, komisyonla çalışan meslekler, mevsimlik işler. Burada yastığın yalnızca acil durumu değil, gelirin kendi doğasındaki oynaklığı da soğurması gerekiyor — tahsilatsız üç ay, bir acil durum değil, işin ritmidir.
Altı ayın üstü, neredeyse her zaman, fazla. Ve burada fırsat maliyeti kavramı giriyor: parayı başka bir yerde çalıştırmak yerine bekletirken vazgeçtiğin kazanç.
Düşük ya da sıfır getiride bekleyen her euro enflasyona karşı çalışıyor. Kesinlikle gerekli karşılık payında, bu huzur için ödediğin bedel: kabul ediyorsun ve doğru. Fazlada ise, Varlık+'larını kurabilecek para — yani varlığının geliri kurutmak yerine üreten o bölümü.
%0,5 faizli bir hesapta on iki aylık karşılığın varsa, o yastığın yüzde yetmiş beşinde alım gücü kaybediyorsun. Fazladan altı aylık huzur, sana her yıl sessiz ve küçük bir erimeye mal oluyor; bu da uzun vadede önemli.
Üç kutsal bir kural değil. Kimileri için doğru sayı dört, kimileri için beş. Nokta şu: ihtiyatı felçle karıştırma. Daha fazla yastık, belirli bir noktaya kadar ihtiyattır. O noktadan sonra ihtiyat kılığına girmiş korkudur.
Sayı sana bir şey söylediğinde
Nerede olduğunu anlamak için pratik bir trafik ışığı.
Bir ayın altında: başka her finansal hedeften önce karşılığa yoğunlaşma zamanı. Panik değil — eylem. Bir aylık karşılığı yeniden kurmak, ötekilerin hepsinin başladığı ilk adım.
Bir ile üç ay arası: kuruyorsun. Bu bir çalışma konumu, varış değil. Buradaki tek hata üçe varmadan durmak. Vardıktan sonra tamam.
Üç ile altı ay arası: rahat uyku. Ölçü var olma nedenini yerine getiriyor. Buradan sonra fazladan her euro nakdin, bakmaya değer bir fırsat maliyeti var.
Altı ayın üstü: büyük olasılıkla fazla nakit, yaşamın belirli bir evresinde değilsen: planlanmış bir iş değişikliği, bir gebelik, önümüzdeki on iki ay içinde bir ev alımı. O durumlarda fazlanın belirgin ve kısa vadeli bir hedefi var, orada tutmak anlamlı.
O evrelerin dışında, fazlanın nerede çalıştığını kendine sormaya değer. Hemen kaydırmak için değil — yalnızca soruyu sormak için.
Üç ayın altındaysan ne yapmalı
Çoğunun beklediği öneri. Alarm çalmadan, pratik olmaya çalışıyorum.
YAPMAMAN gereken ilk şey: değeri düşmüş bir varlığı — geri çekilmiş bir hisse, nominalin altında bir tahvil, son aylarda değer yitirmiş bir fon — "rahatlamak için" satmak.
Bir korkuyu karşılamak için bir zararı paraya çeviriyorsun. Acil durumda düşükten satma mekanizmasının aynısı, yalnızca önceden uygulanmış. Karşılığı çözmüyorsun: onu fazla yüksek bir bedelle finanse ediyorsun.
Bunun yerine ne yapmalı, üç adımda.
Birinci: farkı hesapla. Üç aylık karşılığa varmak için ne kadar eksiğin var? Sayıyı bul, bir yere yaz. Örnek: 2.000 € daha gerekiyor.
İkinci: önümüzdeki altı ay için kısılacak tek bir değişken gider seç. Tek bir tane, beş değil. Örneğin: restoranlar ayda 300 € eksik. Altı ayda 1.800 € eder. Neredeyse vardın.
Üçüncü: farkı, günlük kullandığından ayrı bir hesapta biriktir. Yatırım değil, fon değil, bağlı mevduat değil: paranın ayın parasıyla karışmadığı ve büyüdüğünü gördüğün, serbest bir mevduat hesabı.
Karşılığı yeniden kurmak küçük ve yinelenen bir çalışma, kahramanlık değil. Bütün Cashfulness'in altında yatan fikrin aynısı: disiplin irade gücünden değil, düzenden gelir. Bir kez kurduktan sonra kendi kendini taşıyan bir düzen.
Yukarıdaki farkla altı ayda tam üç aya varıyorsun. Ulaşılabilir bir ufuk, bir dağ değil.
Rahat uyku
Aylık karşılık, gemi mevkiinin en çok küçümsenen ölçüsü, çünkü zenginlik gibi görünmüyor.
Hesapta üç maaş insana zengin gibi hissettirmiyor. Varlığın büyüdüğü duygusunu vermiyor. Arkadaşlara anlatılmıyor. Bu yüzden birçok kişi, karşılık yerine oturur oturmaz onu unutup başka yere bakıyor — yatırımlara, gayrimenkule, emeklilik fonuna.
Yanılıyorlar. Üç ay zenginlik değil, rahat uykudur.
Ve rahat uyku, gemi mevkiinin öteki bütün ölçülerinin — net varlığın, Varlık+ ile Varlık− arasındaki oranın, sahip olduğunu sandığınla gerçekten sahip olduğun arasındaki farkın — senin için çalışabilmesinin koşuludur. Her kararı felç eden arka plan kaygısı olmadan.
Karşılık olmadan her yatırım, yarın zararına satmak zorunda kalma korkusuyla yapılır. Her iş değişikliği, ay sonuna varamama korkusuyla yapılır. Her önemli seçim o korkuyla kirlenir.
Karşılıkla seçimler yeniden özgürleşir. Her şey her zaman iyi gittiği için değil, öngörülemez bir olay felaket olmaktan çıkıp gerçekte ne olduğuna dönüştüğü için: öngörülemez bir olay.
Para, zaman ve özgürlük satın almak için bir araçtır. Aylık karşılık çok belirli bir şey satın alır: tepki süresi. Öngörülemez bir olayın karşısındaki en kıt mal.
— Vittorio