CashfulnessCashfulness
Beta'ya katıl
Kültür

Kitaptan uygulamaya: Strategie per la Finanza Personale'den Cashfulness'e ne değişti

04 Eylül 20267 dk

Birkaç yıl önce bir kitap yazdım.

Adı Strategie per la Finanza Personale (Kişisel Finans Stratejileri) ve pratik bir el kitabı: şirketlerin kendi hesaplarını tuttuğu titizliğin aynısını ev hesaplarının yönetimine nasıl taşırsın.

Kitapta önerdiğim araç, özgür ve ücretsiz bir yazılımdı.

Bugün Cashfulness'i öneriyorum — kendi kurduğum uygulamayı.

Bu yazı bir konuda dürüst olmaya yarıyor: kitaptan uygulamaya geçişte ne değişti ve hepsinden önemlisi ne değişmedi.

Çünkü bir ürünü piyasaya sürdüğünde, önceden her şeyin yanlış, şimdi her şeyin doğru olduğunu anlatma eğilimine kapılırsın.

Öyle olmadı. Kitabın düşüncesi tıpatıp aynı kaldı. Değişen, onu uygulamaya koyma biçimi — ve o değişim, açıklayacağım, göründüğünden daha önemli.

Kitap ne diyordu

Oradan başlayalım, çünkü kitap olmasa Cashfulness var olmazdı.

Kitabın merkezindeki fikir tek: işletmelerin kendi hesaplarında kaybolmamak için kullandığı yöntem, tıpatıp aynı biçimde, bir aile için de işliyor.

O yöntemin adı çift taraflı kayıt.

Beş yüzyılı aşkın bir muhasebe tekniği — ilk sistemli tarifi 1494'ten — ve ilkesi basit: her para hareketi iki kez, birbirini dengeleyen iki yana kaydedilir. Bir yanın adı Borç, ötekinin Alacak.

Bunlar borçlanma değil, korkma: yalnızca aynı kaydın iki yanının iki etiketi. Ekmek alıyorsun: bir yandan nakit çıkıyor, öteki yandan ekmek giriyor. İki yan, aynı tutar.

Kontrol kuralı, ilkenin kendisi kadar zarif: defterindeki bütün Borçları ve bütün Alacakları toplarsan, tıpatıp aynı sayıyı elde etmen gerekiyor.

Denk geliyorsa her şey yerinde. Denk gelmiyorsa bir yerde bir hata var.

Kitap bunu evde nasıl yapacağını adım adım anlatıyordu: bir aile için hesap planı kurmak, gireni ve çıkanı kaydetmek, sonucu muhasebeci olmadan okumak.

Ve o zaman da bugün de her şeyin kalbi saydığım bir ayrımı anlatıyordu.

Tıpatıp aynı kalan ayrım

Kitapta ötekilerden daha çok önemsediğim bir sayfa var. Sahip olduğun iki tür şeyden söz ediyor.

Bir yanda, özünde, üreten varlıklar diyordum.

Sahip olduğun sürece sana bir şey geri veren mallar: kira geliri getiren kiraya verilmiş bir gayrimenkul, temettü veren hisseler, faiz işleten tahviller, büyüyen bir şirket payı.

Sen neredeyse hiçbir şey yapmıyorsun ve sana bir şey geri dönüyor.

Öbür yanda, maliyet çıkaran varlıklar.

Sahip olduğun sürece senden para isteyen mallar: vergisiyle, sigortasıyla, bakımıyla, yakıtıyla araba; içinde yaşadığın ev, vergileri ve giderleriyle; yılda üç hafta kullandığın deniz kenarındaki ikinci ev.

Burada onlar için çalışan sensin, tersi değil.

Cashfulness'te onlara Varlık+ ve Varlık− dedim, ama kavram tıpatıp kitaptaki.

Ve tekrarlamaya değer bir incelik var, çünkü neredeyse herkesi yanıltıyor. Piyasa değeri artan bir mal, sen kullanıyorsan, bu yüzden üreten bir varlığa dönüşmüyor.

İçinde oturduğun ev %30 değerlense bile, sen orada yaşadığın sürece cebine bir euro koymuyor: senden gider istiyor. Maliyet çıkaran bir varlık olarak kalıyor. Ancak sana bir akış vermeye başladığı gün üreten bir varlığa dönüşüyor — örneğin kiraya verirsen.

Bu ayrım kitaptaydı. Uygulamada. Bir virgülüne dokunmadım.

Uygulamanın eklediği, bir kitabın veremeyeceği şey

Peki o zaman, düşünce aynıysa, neden kitabı yeniden bastırmakla yetinmek yerine yıllarımı bir uygulama kurmaya harcadım?

Bir şeyi bilmek ile onu her hafta zahmetsizce yapmak arasındaki farkla ilgili bir nedenle.

Bir kitap sana yöntemi öğretir. Sonra kapanır ve yöntem senin omuzlarında kalır.

Bir hesap tablosu ya da bir muhasebe programı açman, hesap planını elle kurman, her hareketi kaydetmen ve — hepsinden önemlisi — nerede olduğunu bilmek için hesap yapman gerekiyor. Her seferinde. Bilgi var; zahmet de.

Neredeyse herkes, ilk haftaların coşkusundan sonra bırakıyor. Tembellikten değil: sürtünmeden. Biliyorum, çünkü benim de başıma geldi ve kitabı okuyup beğenenlerin başına geldiğini gördüm.

Uygulama sürtünmeyi üç kesin noktada ortadan kaldırıyor.

Birincisi: koordinat kendi kendine güncelleniyor.

Kitapta, gerçekte ne kadar ettiğini bilmek için durup toplamı yapman gerekiyordu: sahip olduğun her şey eksi borçlu olduğun her şey. O sayının adı net varlık ve belirli bir andaki mali konumun — Cashfulness'te gemi mevkii dediğim şey.

Cashfulness'te onu sen hesaplamıyorsun. Kaydettiğin her işlem koordinatı kendiliğinden güncelliyor, çünkü altta hesapları gerçek zamanlı döndüren çift taraflı kayıt motoru var.

Uygulamayı açıyorsun ve rakam çoktan orada. Önce yarım saatlik hesapla onu hak etmen gerekmiyor.

İkincisi: denkliği motor denetliyor, sen değil.

Kitapta, Borç ile Alacağın denk geldiğini doğrulamak senin elle yaptığın bir işti ve pes etmenin en kolay olduğu nokta da orasıydı.

Cashfulness'te o kontrol — adı denklik — motorun içinde. Her kaydın iki yanı dengelenmek zorunda ve bir şey denk gelmiyorsa hata ortaya çıkıyor, bir hesap tablosunun dibinde gizli kalmak yerine.

Bu, önemli bir şey demek: net varlığın gerçek. İyimser bir tahmin değil, 5,20 €'luk kahveyi de gözünden kaçan taksiti de unutmuyor. Hiçbir şey kaçmıyor, çünkü her şey denk gelmek zorunda.

Üçüncüsü: üreten ile maliyet çıkaran arasındaki oranı görüyorsun.

Kitapta iki mal ailesi arasındaki ayrım aklında tutman gereken bir kavramdı.

Cashfulness'te her malı oluştururken sınıflandırıyorsun — üreten varlık ya da maliyet çıkaran varlık — ve sonra gösterge paneli iki kategori arasındaki oranı, yüzde olarak, kendiliğinden gösteriyor.

Bir bakışta uzun vadede hangi yöne gittiğini biliyorsun: senin için çalışan daha çok şeye doğru mu, senin onlar için çalıştığın daha çok şeye doğru mu.

Bir kitap ayrımı bir kez açıklar. Uygulama onu ekranı her açtığında yeniden önüne koyuyor.

Araç değişti, düşünce değişmedi

Tamamen şeffaf olmak istediğim bir nokta var, çünkü bu blogda başka yerde de yazdım ve burada gizlemek istemiyorum.

Kitapta, çalışma aracı olarak, özgür ve ücretsiz bir muhasebe yazılımı öneriyordum. İyi bir seçimdi — hâlâ da öyle: sağlam, ciddi, maliyetsiz.

Onu tam bir iyi niyetle önerdim, basit bir nedenle: o kitabı yazdığımda Cashfulness henüz yoktu.

Peki iyi bir seçenek zaten varken neden Cashfulness'i kurdum?

Çünkü o yazılım, ne kadar değerli olursa olsun, muhasebeden anlayanlar için doğmuş. Jargonu bilmeni, her şeyi elle kurmanı, neredeyse yalnızca bilgisayardan çalışmanı istiyor.

Cashfulness çift taraflı kaydın tıpatıp aynı titizliğini devralıyor — kitaptakini, 1494'ünkini — ama muhasebeci olmayanlar için düşünüldü.

Gerçek terimlerin hepsi var, Borç, Alacak, denklik, ve istediğinde buluyorsun.

Ama sıfırdan başlayan biri daha basit sözcüklerle başlayabilir — girenler, çıkanlar, her şey denk — ve teknik terimler ilk karşılaşmada açıklanarak geliyor, asla sıradanlaştırılmadan.

Çünkü sadelik özü çıkarmak demek değil. Özü olduğu gibi bırakıp sürtünmeyi çıkarmak demek.

Bir de masaüstü için düşünülmüş bir yazılımın zorlanarak yaptığı ve bugün artık verili saydığım şeyler var: telefon ile bilgisayar arasında ben hiçbir şey yapmadan hizalanan veriler, gerektiğinde cebimdeki koordinat, projenin en başından kurulmuş bir gizlilik.

Sana ulaştırmak istediğim nokta şu: kitabın akıl yürütmelerinin hepsi geçerliliğini koruyor. Hatta Cashfulness ile daha da geçerliler.

Kitap eskimedi. Onu uygulamaya koymak için önerdiğim araç, daha iyiye doğru, değişti — altındaki düşünce değil.

Kitabı bugün okursan, o eski yazılımın yerine zihninde Cashfulness'i koy. Yöntem tıpatıp aynı, deneyim çok daha basit.

Somutlaştırmak için bir örnek

Bir örnek verelim, uydurma sayılarla.

Giulia kitabı birkaç yıl önce okudu. Beğenmişti, hatta dizüstü bilgisayarında bir muhasebe programı açmış ve birkaç ay hesapları kaydetmişti.

Sonra bir ay atladı. Sonra iki. Yıl sonunda dosya durmuştu ve altı aylık hareketi yakalamak fikri bir duvara dönüşmüştü.

Yöntemi biliyordu. Ama yöntem, tek başına, ona fazla ağır geliyordu.

Bugün Giulia hareketleri olduklarında, birkaç saniyede, telefondan kaydediyor.

Artık varlık toplamını yapmıyor: hazır yapılmış okuyor. Net varlığı — diyelim 84.000 € — uygulamayı her açtığında orada, güncel, denk.

Ve varlıklarının karışımına baktığında, önceden yalnızca sezdiği bir şeyi görüyor: varlığının büyük kısmı ona maliyet çıkaran şeylerden oluşuyor — araba, mobilyalar — ve ona getiri sağlayan şeylerden az.

Bu bir not değil, bir alarm değil. Bir bilgi.

Önümüzdeki yıllarda, sakince, hangi yöne ilerleyebileceğini söylüyor. Kitabın yöntemi, nihayet, kendi başına yaşıyor — ondan her hafta bir irade çabası istemeden.

Kitaptan uygulamaya geçiş, bir cümlede, bu: farklı bir yöntem değil, ağırlık olmaktan çıkan aynı yöntem.

İkisini bir arada tutan ip

Kitap ve uygulama aynı şeyi söylüyor, zamanın iki farklı noktasından.

İkisi de, bence teknikten önce gelen bir fikirden yola çıkıyor: para, zaman ve özgürlük satın almak için bir araç — peşinden koşulacak bir düş de, savaşılacak bir düşman da değil.

Çift taraflı kayıt, üreten varlıklar ile maliyet çıkaranlar, net varlık: parayı daha az düşünmek için araçlar bunlar, daha çok değil. Onları düzene koymak, sonra da yaşamaya dönmek için.

Kitap bu düşünceyi kâğıda koydu.

Cashfulness onu, senin disiplinine bağlı bir ödev yerine, haftada birkaç dakikalık bir harekete dönüştürmeye çalışıyor.

Kitabı okuduysan, burada ruhunu buluyorsun — sürtünmesi alınmış olarak.

Okumadıysan, önemi yok: uygulama sana aynı yöntemi getiriyor ve kitap orada duruyor, nasılın ardındaki nedeni anlamak isteyenler için.


Yöntemi derinleştirmek istersen

Cashfulness'in temelindeki düşünceyi, yıllar önce, bir kitapta yazıya döktüm: Strategie per la Finanza Personale. Ev hesaplarına uygulanan çift taraflı kayıt üzerine pratik bir el kitabı.

Okurken bir şeyi aklında tut: o sayfalarda önerdiğim aracın yerine bugün Cashfulness'i koyuyorum — yöntem ise tıpatıp aynı.

Kitap Amazon'da bulunuyor.

— Vittorio